
Dr. JOHN A. PALMER

Duke Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun olan Dr. John Palmer, doktorasını Teksas Üniversitesinden almış ve McGill Üniversitesi psikoloji fakültesindeki iki yıllık çalışmalarından sonra tamamen parapsikoloji alanına girmiştir. John F. Kennedy Üniversitesinde, 1977-1981 yılları arasında yürüttüğü Parapsikoloji Eğitim Programı Başkanlığının yanı sıra, Virginia Üniversitesi, Davis'te California Üniversitesi ve Hollanda'da Utrecht Üniversitesinde araştırmalarını sürdürmüştür. Geçen seneye kadar Rhine Araştırma Merkezi Direktörlüğünü ve ayrıca Yaz Çalışma Programlarını yürütmüş olan Dr. Palmer, şu anda İsviçre'de Zürih Üniversite Hastanesi Nöroloji Departmanında Misafir Araştırma Görevlisidir. ‘Journal of Parapsychology’ editörlüğünü yapmaktadır. 1977'de ve 1986'da Parapsychology Association (Parapsikoloji Derneği)’nin başkanlığını yapmıştır.
Yüzlerce bilimsel makalenin yanı sıra, diğer yazarlarla birlikte hazırladığı Foundations of Parapsychology: Exploring the Boundaries of Human Capability (Parapsikolojinin Temelleri adıyla Mayıs 2005’te yayınlanacaktır) adlı bir kitabı da vardır.
Kasıtlı ve Kasıtsız Psi
Parapsikoloji bilim dalının kurucusu olan J.B. Rhine'ın adını taşıyan enstitüde uzun yıllar yöneticilik görevi de yapmış olan Dr. Palmer konuşmasında, duyular dışı algılama türlerinin araştırıldığı laboratuvar ortamlarında psişik etkinin nasıl iki yönlü işleyebildiğini ele alacak. Normalde, test edilen bir deneğin sergilediği telepati, durugörü veya psikokinezi gibi olguların yalnızca deneğin psişik yeteneğinin bir sonucu olduğu kabul edilmektedir. Ancak son yıllarda yaygın biçimde kabul gören -gözlemcinin etkisi- düşünüldüğünde, laboratuvarda elde edilen parapsikolojik sonuçların yalnızca deneklerden değil, deneyi yapanlardan da kaynaklanabileceği olasılığı da incelenmeyi hak etmektedir.
Dr. Palmer, -saklı psişik etki- olarak adlandırdığı etkinin, her türlü parapsikolojik araştırmada dikkate alınması gerektiğini düşünüyor çünkü hepimizin, günlük hayatta çok yakından gözlemlediği gibi, telepati, güçlü önseziler gibi olaylar belirgin bir niyet olmaksızın, hatta yaşadığımız şeyin bir duyular dışı algılama fenomeni olduğunu bile bilmeksizin meydana gelebilmektedir.